
27 Ağustos 2026
Tedarik Zincirinde Sürdürülebilirliği Nasıl Ölçersiniz? Basit Bir Kalite Aracı

Sürdürülebilirlik dendiğinde akla ilk gelen genellikle çevresel etki oluyor. Oysa gerçek sürdürülebilirlik, birbirine bağlı üç bileşenden oluşuyor: kâr, gezegen ve insan — literatürde “üçlü alt çizgi” (triple bottom line / TBL) olarak anılan bu yaklaşım. Bir işletmenin sadece ekonomik olarak ayakta kalması yetmiyor; iklim değişikliği, salgın hastalıklar ve kıtlık gibi tehditlerle karşı karşıya olan bir dünyada, çevresel ve toplumsal standartlara da uyması bekleniyor.
Tedarik zinciri, ürün ve hizmetleri dünya çapında müşterilere ulaştıran ana damar olduğu için, sürdürülebilirlik meselesini burada ele almak büyük önem taşıyor. Ancak bu tür bir analiz yapmak pratikte oldukça zor — çoğu kurumun sürdürülebilirlik odaklı bir tedarik zinciri stratejisi benimsemesini engelleyen de tam olarak bu zorluk.
Basit Ama İşlevsel Bir Ölçüm Aracı Arayışı
Bir işletme yönetimi öğrencisinin bağımsız çalışma projesi olarak başlayan bu araştırma, kuruluşların kendi tedarik zincirlerini ve potansiyel tedarikçilerini TBL açısından kolayca değerlendirebilecekleri bir yöntem geliştirmeyi hedefliyordu. Çalışma sürecinde pandemi koşulları araştırmayı sınırlasa da, ortaya “sürdürülebilirlik ölçüm aracı” (SMT) adı verilen, sınırlı ama kullanılabilir bir model çıkmış.
Araştırmacılar, sürdürülebilirliği “bugünün ihtiyaçlarını, gelecek nesillerin kendi ihtiyaçlarını karşılama kapasitesinden ödün vermeden karşılamak” şeklinde tanımlayan klasik yaklaşımı temel almışlar. Bu tanımdan yola çıkarak, ekonomik, çevresel ve sosyal göstergelere odaklanan bir model kurgulamışlar.
Karmaşık Modeller Yerine Tek Bir “Sürükleyici Gösterge”
Literatürde sürdürülebilirliği ölçmek için dengeli puan kartı (balanced scorecard) gibi güçlü ama karmaşık yöntemler mevcut. Araştırmacılar bunun yerine, her bir TBL bileşeni için tek bir sürükleyici gösterge belirlemeye odaklanmış — yani o bileşeni en iyi temsil eden, ölçülmesi kolay bir metrik.
Bunu belirlemek için 20 farklı sektörden tedarik zinciri profesyoneline anket uygulanmış (11 yanıt alınmış). Katılımcılardan sosyal ve çevresel göstergeleri hem önem hem de erişilebilirlik açısından sıralamaları istenmiş. Sonuçlar ilginç bir tablo ortaya koyuyor:
- Sosyal bileşen için “yan haklar” (sağlık, hayat sigortası, emeklilik vb.) en önemli gösterge olarak öne çıkmış. İş güvenliği de yakın bir öneme sahip olsa da, güvenlik genelde düzenlemelerden kaynaklandığı için, gönüllü bir kurumsal çaba sinyali veren yan haklar sürükleyici gösterge olarak seçilmiş.
- Çevresel bileşen için göstergeler arasında istatistiksel olarak belirgin bir fark çıkmamış — bu da tek bir gösterge seçmeyi zorlaştırmış. Sonuçta tehlikeli madde üretimi ve kullanımı ile Çevre Koruma Ajansı (EPA) ihlalleri birlikte değerlendirilmiş.
- Ekonomik bileşen için zaten beklenen şekilde kârlılık öne çıkmış; katılımcıların yarıdan fazlası kuruluşlarının yalnızca ekonomik kârlılığı ölçtüğünü belirtmiş.
Aracın Mimarisi: FMEA’dan İlham Alan Bir Hibrit Model
Modelin en yaratıcı tarafı, kalite yönetiminde çok bilinen iki araçtan ilham alması: risk matrisi ve hata türü ve etkileri analizi (FMEA). FMEA’da şiddet, olasılık ve tespit edilebilirlik çarpılarak bir “risk öncelik numarası” elde edilir. SMT’de ise bu üç faktörün yerini ekonomik, sosyal ve çevresel bileşenler alıyor; her biri 1’den 5’e kadar puanlanıyor ve çarpımından bir üçlü alt çizgi skoru (TBS) çıkıyor.
Puanlama mantığı somut ölçütlere dayandırılmış:
- Ekonomik bileşen için kâr marjı esas alınmış: %20 üzeri yüksek (puan 5), %10 civarı ortalama (puan 3), %5 altı düşük (puan 1) olarak değerlendirilmiş.
- Sosyal bileşen için sağlık, hayat, maluliyet ve emeklilik gibi dört temel yan hak kategorisi baz alınmış; tümünü ve ek avantajları (örneğin evcil hayvan sigortası gibi) sunan tedarikçiler en yüksek puanı almış, hiç yan hak sunmayanlar ise değerlendirme dışı bırakılmış.
- Çevresel bileşen için EPA ihlalleri ile su tasarrufu, atık azaltımı, kirlilik önleme ve tehlikeli atık üretmeme gibi dört kriter birlikte ele alınmış.
Her tedarikçinin üç bileşen puanının çarpımı alınarak bir TBS elde ediliyor; tüm tedarik zincirinin skorları toplanarak zincirin genel sürdürülebilirlik görünümü ortaya çıkıyor. Örnek bir uygulamada, en düşük skorlu tedarikçiler sosyal ve çevresel zayıflıklarıyla öne çıkarken, en yüksek skorlu tedarikçi genel tabloda en sürdürülebilir aktör olarak belirlenmiş — ve her skor aralığı için önerilen aksiyonlar (izleme, geliştirme planı, sözleşme şartı gibi) tanımlanmış.
Aracın Sınırları ve Geliştirme Alanları
Araştırmacılar bu modelin tam anlamıyla doğrulanamadığını (validasyon yapılamadığını) açıkça belirtiyor — pandemi koşulları bunu engellemiş. Önerilen geliştirme alanları arasında, FMEA’da yaygın kullanılan 10’luk ölçeğe geçiş ve her TBL bileşeni için tek bir gösterge yerine bileşik endeksler kullanılması yer alıyor.
Neden Önemli?
Bu çalışmanın asıl değeri, mükemmel olmasında değil, erişilebilir olmasında yatıyor. Karmaşık ve maliyetli sürdürülebilirlik denetim sistemlerine bütçe ayıramayan küçük ve orta ölçekli işletmeler için, FMEA mantığına aşina olan kalite profesyonellerinin kolayca uygulayabileceği bir başlangıç noktası sunuyor. Tedarik zincirinde sürdürülebilirliği “ölçülemez” olmaktan çıkarıp somut, karşılaştırılabilir bir skora dönüştürmek, kurumların önceliklerini netleştirmesine ve tedarikçi ilişkilerini veriye dayalı yönetmesine kapı aralıyor.
Kaynakça: Kessler, J. & Walters, L.M. (2021). A Sustainable Supply Chain: A new tool to improve supply chain sustainability. Quality Progress, 54(8), 16–23. American Society for Quality (ASQ). asq.org/quality-progress/articles/a-sustainable-supply-chain
BLOG
Son eklenen yazılarımız;

İletişim
- Esentepe Mah. Büyükdere Cad. Ferko Signature No: 175 İç Kapı No: 6 Şişli/ İstanbul
- info@ikaportal.com
- +90 540 894 44 55
Tedarik Zinciri


